İran Cad. No: 6/1 - Kavaklıdere - Ankara

Maksillofasiyal Travma & Deformiteler

Maksillofasiyal Travma & Deformiteler

Çeşitli etkilere açık olan koruyucu özellikleri olmayan yüz ve kafatasında, değişik travmalar sonucu birçok yaralanmalar oluşur.Çene ve yüz yaralanmaları, basit bir abrazyon ve kesikten yumuşak doku ezilmeleri ve kayıpları, çeşitli kemik kırıkları ile karakterize kompleks yaralanmalara kadar çok değişik şekillerde olur.

Yüz yaralanmalarında tedavinin önemi sadece yaralının hayatını kurtarmak değildir.Bu yaralanma sonucu bireyde oluşacak sekonder değişmelerin ve kötü görünümlerin önlenmesi büyük önem taşır.

Maksillofasiyal Yaralanmalarda Tedavinin Amacı:
1.Dişlerin optimal oklüzyonunu sağlamak
2.Çene eklemi fonksiyonlarının tam olarak yapılabilmesini sağlamak
3.Yüz görünümü, kontür ve simetrisini elden geldiğince normal ölçüler içerisine getirmektir. Bunun için kemik yapıların onarımı kadar yumuşak dokuların atravmatik yöntemlerle onarımı gerekir.

Ayrıca maksillofasiyal yörenin yanık ve donuklarında, fiziksel ve kimyasal ajanlarla oluşan yaralanmalarında cilt ve yumuşak dokulara özgü yaraları minimal sekellerle tedavi etmek, amaçlardan biri olmalıdır.

Maksillofasiyal yaralanmalar sadece cilt ve yumuşak dokuları ilgilendirdiği gibi bu dokuların hassasiyeti ile birlikte alttaki kemik dokuları ve içerisindeki hayati organları leze edebilecek genişlikte olabilirler.bazen yüz ve kafatasının travmalarına vücudun diğer bölgelerinde oluşan birçok kırıklar ve yaralanmalar eşlik edebilir.Bu nedenle hastalar bir bütün olarak değerlendirilmeli, yalnızca maksillofasiyal yöreye konsantre olunmalıdır.

Acil Bakım ve Tedavi
Maksillofasiyal yaralanmalarda izlenecek yol aşağıdaki gibi olmalıdır.

1. Hava yolunun Açık Tutulması: Alt çene kırıklarında ve larinks bölgesinin travmalarında asfiksi, hasta için hayati derecede önem taşır.

Yüz kemikleri, posterior yer değişikliğine neden olacak biçimde kırılabilirler.Kemik parçalarının ve yumuşak dokunun hareketi ile hava yolu tıkanabilir.Zaman ilerledikçe büyük çapta hematom ve progressif ödeme yol açan doku içi kanamaları diğer önemli solunum obstrüksiyonu nedenini oluşturur.

Özellikle konfüzyondaki hastalarda mandibular simfizde çift taraflı alt kırık söz konusu ise ortadaki fragmanın geriye kaymış olması, birlikte dilin de arkaya kaçmasına neden olur.Çenenin öne repoze edilmesi sağlanmalı, bunun mümkün olmadığı durumlarda dil bir pensle tutularak öne dışarıya çekilmelidir.Öne çekilen dilin ucundan 1.5 cm mesafeden bir hamlede kalınca bir sütur çekilerek dil dışarı doğru çekilmeli ve dikişin ucu yaralının elbisesinin düğmesine bağlanarak dilin geri kaçması önlenmelidir. Diş, kan pıhtısı, kırılmış diş protezi parçaları, ağız kavitesine veya burna girmiş olabilecek bez parçaları gibi yabancı cisimler varsa işaret parmağı hastanın ağzına sokularak dışarı çıkarılmalıdır.

Bu tip yaralılar genellikle bir şaşkınlık ve korku içinde olurlar, bazen boğulduklarını hissederler ve bilinçleri bulanık olabilir.

Maksillar kemik kırıkları öne doğru repoze edilmelidir. Nazal ve oral hava yolunun bloke edilmesi önemlidir. Arka dişler arasına gaz tamponlar yerleştirilerek geçici olarak üst çene desteklenmelidir. Bu önlemlerde yetersiz kalıyorsa hastaya acilen endotrakeal tüp yerleştirilmeli ve hatta acil trakeostomi yapılmalıdır.

Trakeostomi Endikasyonları: Hasta tarafından yutulmuş, fakat çıkarılmayan yabancı cisimler, larinks travmaları sonucu oluşan akut hematom ve ödem hava yolunu obstrükte edebilirler ve ani solunum yetmezliklerine yol açabilirler.

Bu durumda hasta obstrüktif laringeal şok presemptomları gösterir. Ayrıca huzursuzluk, endişeli ve siyanoze yüz, hızlı ve yutucu tarzda solunum, suprasternal bölgede yumuşak dokuların inip kalkması, interkostal alanların ve diafragmanın solunuma daha etkili katılmaları gibi semptomlar ortaya çıkabilir.

Yaralanmanın ilk saatlerinde cilt altı amfizemi oluşabilir. Amfizem, ekspirasyon havasının yumuşak dokular arasına girmesinden dolayıdır. Buna engel olmak için cilt flebinin kötü konumu düzeltilerek solunum yolu açıklığı sağlanır.Buna rağmen cilt altı amfizemi devam ediyorsa trakeostomi endikasyonu vardır.

2. Kanamanın Kontrolü: Hayatı kurtarmak amacı ile hızlı ve dikkatli bir muayene yapılmalıdır. Aktif kanama derhal kontrol altına alınmalıdır. Daha ciddi olan arteriyel kanamalar başlangıçta parmak basısı ile durdurulabilir. Kanamayı durdurma yöntemleri uygulanıncaya kadar parmakla basıya devam edilmelidir. Ekstremitelerde tehlikeli yaralanmalar sonucu oluşan kanamalar turnike uygulamak suretiyle kontrol altına alınabilir. Fakat yüz ve boyun yaraları daha başka işlem gerektirirler. Kişi kanamayı parmak kompresyonu ile durdurmalıdır.Bazı alanlar üzerine bandaj ve gaz tamponlarla basınç uygulanır.Böylece kanama bir klemp veya bağlama yapılıncaya kadar kontrol edilmiş olur. A.carotis eksterna veya dallarından birinin kanamalı travmalarında sternokleidomastoid adalesinin ön kenarı boyunca parmakla basınç yapmak kanamayı durdurur. Maksiller dal ve süperfisyel temporal arterin kanamalarında arterlerin kemikler üzerinden geçtiği noktalarda basınç altında tutulmaları ile kanama önlenebilir. Kör klemping yapılmalıdır. Özet olarak kanamaları kontrol etmek, pansumanlar, lokal basınç, damarların klempe edilmeleri, damarların bağlanması, yumuşak dokuların dikiş içine alınarak bağlanması ile sağlanabilir. Bazı özel kanamalarda posterior nasal tamponlar, sinüs tamponlarının uygulanması gerekebilir.Bu tamponlar 2-3 gün hatta hastanın durumunun ameliyata imkan vereceği zamana kadar bırakılabilir. kanamanın diğer bir önemi orolarengeal yörede hematom oluşturarak solunumu önlemesidir.

3. Şokla Mücadele: Eğer aşırı kanama yoksa, genellikle yumuşak doku travmalarından sonra şok tablosu görülmez.Aşırı bir kanama görülmeden şokun ortaya çıkması genellikle yüz travması ile birlikte diğer kısımların travmalarını düşündürmelidir. Dolanım yetmezliği olan şok, hemokonsantrasyon ve hipovolemi ile karekterizedir.

Primer şokta vücudun savunma mekanizması bu durumu konsantre ederek, normale döndürülür. % 10 kayıp periferik vazokonstruksiyon mekanizması ile kompanze edilir. Şokun geliştiği durumlarda IV kan, kolloidler,elektrolitler ve mayi replasmanı mümkün olduğu kadar hızlı yapılmalıdır. Vazopressor ilaçlar (B adrenerjik etkili olanlar) hasta pozisyonunun baş aşağı, ayaklar yukarı gelecek şekilde ayarlanması, periferik kısımlara sıcak uygulaması, sedasyon ve ağrı gidericilerin yapılması,kanamanın kontrol altına alınması,hatanın şoka girmesini önleyecek tedbirlerdir. Kaybedilen kan miktarının tayininde, kan volümünün hesaplanması gerekir,% 20-25 (1000-12000 cc) kan kaybı hastayı şoka sokar, orta şiddette bir şoktur. Replasman tedavi ile kolayca tedavi edilirler. Total kan hacminin % 35 ini akut olarak kaybeden hastalarda şok belirtileri şiddetli olur ve 1 saat içinde irreversible olur.

Şokta vücut dokularının yeterli derecede oksijenlenmesi sağlanmalıdır, bunun için dakikada 5 lt. gidecek şekilde plastik bir torba veya intranasal kateter ile oksijen verilmelidir.

4. Ağrının Dindirilmesi: Hastanın ağrıları analjeziklerle geçiştirilmelidir. Eğer solunum güçlüğü varsa morfin kullanılmaz. SSS yaralanmaları da varsa asetil salisilik asit dışında tüm analjeziklerden kaçınmalıdır.

IV yol tercih edilmelidir. Periferde vazokonstruksiyon nedeniyle IM ve SC yol ile verilen ilaçlar absorbe edilmezler.

Fizik Muayene: Fizik muayene ve cerrahi tedavi prensipleri travmadan sonra en seri şekilde tamamlanmalıdır.Hastaların nörolojik muayeneleri yapılmalıdır. Cheyn-Stokes solunumu varsa diffüz bilateral hemisferik travmayı gösterir. Orta beyin tegmentum kısımlarının travmaları ise Kusmaul tipi solunuma yol açar. Hipotansiyon ve taşıkardi intrakranial basının önemli bir semptomudur.Orta derecede bir baş ağrısı genellikle vardır. Akut epidural hematom varlığı şiddetli baş ağrılarına neden olur. Foramen magnum kırıklarında da bu tip baş ağrıları görülür. Kusmanın varlığı genellikle bu travmalarda görülür.

Cildin Muayenesi: Travmanın yerinin ortaya konmasında bireyin yeterli oksijen alıp almadığının ortaya konması, siyanozun saptanmasında rol oynar.

Baş ve Boyun Muayenesi: Basit bir laserasyon, abrazyon varsa altta penetre kranial yaralanma ile karşılaşılabilinir. Servikal grafide istenmelidir.

Gözlerin Muayenesi: Periorbital ekimozlar lokal travmalara bağlı olarak ortaya çıkarken anterior fossa travmalarını da düşündürmelidir. Rinorhea ethmoid kırıklarını, pupilla ödemi varlığı intrakranial basınç artmasını gösterir.

Kulaklar: Kulak yolundan kan ve serebrospinal sıvı gelmesi kafa kaidesi kırığını düşündürür.

Burun: Serebrospinal sıvı gelirse ethmoid kırık düşünülmelidir. Farklı pupil seviyeleri orbita veya zigoma kırıklarını düşündürür.
Travmalar:
1.Yumuşak doku yaralanmaları
2.Yalnız kemik doku yaralanmaları
3.Hem kemik hem de yumuşak doku içeren komplike yaralanmalar şeklinde ortaya çıkar

5. Yara Tedavisi: Tedavi ve tamir zamanının planlanması, yumuşak dokuların tedavileri çok nadir olarak hayat kurtarıcı rol oynarlar. Önemli problemler düzeltilinceye kadar bu dokuların onarım ve tedavileri geriye bırakılabilir.yumuşak doku tedavisinin 24 saat geciktirildiği durumlarda bile başarılı sonuçlar elde edilmiştir.Altın devre diye bilinen bu devre, bu alan için daha uzun zamanı kapsar.Bu alnın kanlanması bu altın periyodun sınırlarını daha da genişletmeye olanak sağlar.Geç kapatmada altta kalan yaklaştırıcı sütürlerden kaçınılmalıdır.Islak pansumanlarla postoperatif olarak kapatılmalıdır.

Tedavi Sırası:
1. Nazik bir yara bakımı
2. Yaranın tam olarak araştırılması ve değerlendirilmesi
3. Zekice bir debridman yapmak
4. Çok ustaca bir rekonstrüksiyon
5. Postoperatif iyi bir yara bakımı

Eğer lokal anestezi uygulanacaksa yarada temizlik yapılmadan önce anestezi uygulanır. Pıhtılar ve yabancı cisimler yara içerisinden çıkarıldıktan sonra bol serum fizyolojik ile yara yıkanır. Yabancı cisimler ve boyalar fırça ile yıkanarak temizlik sağlanmalıdır. Sinir ve tendon kesilerine ait bir belirti varsa iyice eksplore edilmelidir. Lakrimal kanal ve stenon kanalı kesileri de araştırılmalıdır.

Nekroze olmamış vital dokular kesinlikle korunmalıdır. Ezilmiş nekroze dokular debride edilmelidir. Alın ve yanağın masif hematomları aseptik tekniklerle aspire edilmelidir. Yara alanları antibiyotikli pomad emdirilmiş gazlarla kapatılır. Hastanın durumu primer yumuşak doku onarımına olanak vermeyecek durumda ise geçici olarak kapatılmalı, ıslak pansumanlarla primer veya sekonder kapatılmaların yapılacağı zamana kadar örtülmelidir. Yumuşak dokularda büyük doku kayıpları ve kemiklerde açık alanlar olmuşsa yaranın kapalı yara haline getirilmesi gerekir.

6. Tetanoz Profilaksisi: Son 5 sene içinde aşı olmuşlarda 0.5 ml. Tetanoz toksoidi, aşı olmamışlarda 3000-5000 ünite tetanoz serumu antitoksini veya 250-500 ünite tetanoz human immünglobulini verilerek profilaksi yapılmalıdır.

Üst Çene, Yüz Kırıkları ve Tedavi
Baş iskeletini oluşturan kemikler ile gövde ve etraf kemikleri arasında şekil, durum ve yapı bakımından büyük ayrıcalıklar vardır.Bu morfolojik ayrıcalık kemiklerin fonksiyon farklılıklarından ileri gelmektedir.

Mandibula ve iç kulak kemikleri dışında diğer bütün kafa kemikleri hareketsiz eklemlerle birbirlerine bağlanmışlardır. Yüz kemikleri yassı ve incedir ve aralarında sinüsler yer alır.

Baş iskeleti içinde bulundurdukları organa göre iki kısma ayrılır.Beyni içine alan,büyük bir boşluktan ibaret olan kısma nörokranium, ağız, burun boşluklarını sınırlayan, görme, tat alma ve koku duyusunu algılayan organları saran kısmına ise splanknokranium adı verilir. Yüz iskeletini oluşturan splaknokranium embriyolojik olarak kısmen yutak kavislerinde bulunan kıkırdak taslaklarında, kısmen de neurokraniumda olduğu gibi bu kısımları örten embriyonel bağ dokusundan meydana gelir.

Yüz kemikleri travmalara karşı beyni bir amortisör sistemi gibi korurlar.Bu tampon sistemi olmasaydı kafa travmalarını çoğunluğu ölümle sonuçlanırdı.Travma sonucunda yüz kemikleri kendileri kırılma pahasına bile olsa önemli organların korunmasını üstlenirler.Travmanın şiddetine ve doğrultusuna bağlı olarak çeşitli yüz kemiği kırıkları oluşur.Özellikle günümüzde teknolojinin gelişmesi ve artan hıza bağlı olarak çoğalan trafik kazaları sonucunda yüz kemiklerini ilgilendiren çeşitli kırıklar oluşmaktadır. Otomobil kazalarından başka etyolojik nedenler arasında, spor kazaları, ev kazaları, iş kazaları, kavgalar, ateşli silah yaralanmaları sayılabilir.

Bu travmalar sonucu oluşan kırıklar görülme sıklığına göre şu biçimde sıralanabilir. Burun kırıkları, zigomatik kemik kırıkları, mandibula kırıkları, orbita taban kırıkları, maksilla kırıkları, diş kırıkları, sinüs yaralanmaları, supraorbital bölge kırıkları, alveol kırıkları, nasoethmoid kırıklar.

Bu nedenle hatalı yada yetersiz tedavi sonucunda birçok sekonder deformiteler çıkmaktadır.

Sınıflandırma
Yüz kemikleri kırıkları kırığın biçimine ve lokalizasyonuna göre iki şekilde sınıflandırılırlar.

Kırığın Biçimine Göre Yüz Kemiği Kırıkları:
1. Basit kapalı kırıklar
2. Açık kırıklar
3. Yaş ağaç kırığı
4. Deplasmanlı kırıklar
5. Deplasmansız kırıklar
6. Çok parçalı kırıklar

Kırığın Lokalizasyonuna Göre Yüz Kemik Kırıkları:
1. Yüzün 1/3 üst kısım kırıkları
   a. Frontal kemik kırıkları
   b. Nasoethmoid kırıklar
   c. Supraorbital kırıklar

2. Yüzün 1/3 orta bölüm kırıkları
   a. Burun kemikleri ve septum kırıkları
   b. Orbital kemik kırıkları
   c. Maksiller sinüs kırıkları
   d. Maksilla kırıkları
      I. Transvers kırıklar (Le Fort I kırığı)
      II. Pramidal kırıklar (Le Fort II kırığı)
      III. Kraniyofasiyal ayrılma (L e Fort III kırığı)
   e. Zigomatik ark kırıkları
   f. Zigomatik kemik kırıkları
   g. Alveol kırıkları
   h. Maksilla diş kırıkları

Yüz Kırıklarında Genel Kurallar
Genel kural olarak yüz yaralanmaları ile gelen hastalarda yaşamı tehlikeye sokabilecek (kanama, hava yolu tıkanıklığı v.b.) nedenler acil olarak ortadan kaldırılmıştır. Daha sonra kırık sonucu deplase olmuş uçlar redükte edilerek normal anatomik konumuna getirilir ve gerektiğinde fiksasyon uygulanır. Redüksiyon işlemi elle yapılabildiği gibi başarısız kalınan durumlarda cerrahi girişimlerle açık redüksiyon yapılarak kırıklar tedavi edilirler.

Kırık bölgesine ulaşmak için ya ekstraoral yada ıntraoral yol kullanılır. Ekstraoral girişimlerde yüzde kalacak iz, intraoral girişimlerde infeksiyon riski tartışılıp değerlendirilmeli ve en uygun yol seçilmelidir.

Günümüzde maksillofasiyal yöre kırıklarında geniş açık redüksiyon, plak ve vidalarla rijid fiksasyon ve gerektiğinde kemik greftler ile onarım en uygun tedavi yöntemidir. Cerrahi girişimler sırasında kırık kemik parçaların yumuşak doku ilişkileri bozulmamışsa bu parçalar mutlaka yerine konulmalıdır ve ayrıca kırık kemik parçaların üzerleri sağlıklı yumuşak dokularla kapatılmalıdır. Kırık hattında diş varsa ve mukoza yırtılarak kırık hattı ağız içine açılmışsa diş mutlaka çıkarılmalıdır.

Basit kırıklar lokal anestezi altında, komplike kırıklar genel anestezi altında ve ameliyathanede onarılmalıdır.

Yüz kemiği kırıklarında zaman faktörü de önemlidir. Erken tedavi yaralanmadan sonraki ilk 48 saat içinde yapılmalıdır.

Yüz Kırıklarında Muayene Yöntemleri
Yüz kırıkların da muayene anam nezle başlar. Travmanın oluş biçimi doğrultusu mutlaka soruşturularak yüz kemik kırığının nerede oluşabileceği ortaya konmaya çalışılır.

İnspeksiyonda; ödem, ekimoz, hematom ve varsa fonksiyon kayıpları gözlenir. Yapılacak palpasyonla kemik bütünlüğünün durumu krepitasyon olup olmadığı araştırılır.

Yüz kemikleri kırıklarında en önemli tanı aracı radyografik tetkiklerdir. Bu tetkiklerle kırığın yeri, şekli ve kırık uçlarda deplasman olup olmadığı rahatlıkla ortaya konur.Bu amaçla şu radyolojik tetkikler yapılabilir.

Cadwell Grafisi: frontal kemik, orbital kenarlar, zigomatikofrontal sütürler, maksiller sinüsün yan duvarı; frontal, ethmoidal ve maksiller sinüsler bu tetkikte ortaya konur. Ayrıca orbita taban kırıklarının saptanmasında da bu incelemeye başvurulabilir. Waters Grafisi: Maksilla ve maksiller sinüsler, özellikle orbita tabanı ve alt orbita kenarı, zigomatik kemik ve ark bu inceleme ile gözlenebilir.

Fronto Oksipital Ön Arka Grafi: Orbita, frontal kemik, frontal ve ethmoid sinüsler, nasal septum, burun tabanı, sert damak, Mandibula üst ve alt diş arkları bu yöntemle incelenebilir.

Orbita, maksiller sinüs ve zigomatik kemiklerin incelenmesinde ters waters ve mento oksipital grafi yararlıdır. Zigomatik kemik kırıkları için en ideal grafi submentoverteks pozisyonda çekilecek grafilerdir. Burun kemiği kırıkları için yüz yan grafisi, gerektiği durumlarda panoramik röntgen çekilerek maksilla kırıkları hakkında daha geniş bilgi edinilebilir.

Maksilla Kırıkları
Maksilla yüz 1/3 orta bölümün en geniş kemiğidir ve travmalar sonunda sıklıkla kırılır.Bilindiği gibi yüz iskeleti horizontal doğrultuda üç üçgene ayrılır.Ortadaki üçgene;nasoorbital, yandakilere ise zigomatikoorbital adı verilir. Bu üç bölme görme ve koku alma duyu organlarını içermektedir. Bu nedenle yüzün 1/3 orta bölüm kırıkları sadece biçimsel deformite değil, aynı zamanda adı geçen duyu organlarının fonksiyonları açısından da önem taşır. Yine maksilla kırıkları sonucunda oluşacak üst çene deformiteleri konuşma, çiğneme ve yutma fonksiyonlarında da bozukluk yapabilmektedir.

Maksilla içindeki sinüs ve ethmoidal sinüsler sesin akustik fonasyonunu ayarladığı gibi splanknokranium un hafif olmasını da sağlarlar. Maksilla kırıkları genellikle trafik kazalarında direk travmalar sonucunda oluşmaktadır ve şu biçimde sınıflandırılabilirler.

1.parsiyel alveolar kırık
2.Le Fort I kırığı
   Le Fort II kırığı
   Le Fort III kırığı
Le Fort I Kırıkları: Maksillanın transvers kırıkları olup güvercin kırığı olarak adlandırılır. Genellikle alveolar prosesle maksilla sinüs duvarını, damak kemiğini, sfenoid ve ptergoid kemiğin alt kısmını içine alır.

Le Fort II Kırıkları: Maksillanın piramit biçimindeki kırığı da denir. Kırık hattı nazal kemikler, orbita alt kenarı ve zigomatikomaksiller sütürden geçer. Arkaya doğru devam ederek maksilla yan duvarında ptergoid kemikler ve pterigomaksiller fossaya kadar devam eder.

Le Fort III Kırıkları: Kraniyofasiyal ayrılma adıyla da anılırlar. Yüz bölgesine rastlayan travma çok şiddetli ise zigomatikofrontal, maksillofrontal ve nasofrontal sütürlerden tam ayrılma olur ve yüz orta bölüm iskeleti nörokraniumdan ayrılır.

Klinik Belirtiler:
Ağrı, maloklüzyon, salya akması, yutma güçlüğü, epistaksis, dış kulak yolundan kan ve BOS akması biçiminde özetlenebilir. Le Fort I kırıklarında yüz orta bölümü uzar ve eşek yüzü görünümü ortaya çıkar. Özellikle göz çevresinde ekimoz, krepitasyon vardır. Palpasyonda zigomatikomaksiller sütürde merdiven basamağı belirtisi bulunabilir. Üst çene tutulup ileri geri hareket ettirildiğinde çekmece biçiminde oynadığı görülür. Dişlerin artikülasyonu bozulmuş ve maloklüzyon durumu vardır. Çekilecek röntgen grafileri ile kırık hatları rahatlıkla ortaya konur.

Tedavide amaç yüzün vertikal yüksekliğini, transvers genişliğini ve antero posterior projeksiyonunu resorbe etmektir.

Zigomatik Kemik Kırıkları
Dörtgen biçiminde olan zigomatik kemik, yüz kemiklerini bir köprü gibi birbirlerine bağlar ve yanağa çıkıntılı görünüm verir. Bu kemik oynamaz eklemlerle frontal, maksilla, temporal ve orbital çıkıntılara bağlıdır.

Yüz bölgesine rastlayan travmaların çoğu köprü biçimindeki bu kemik tarafından absorbe edilerek çeşitli doğrultularda dağıtılır. Travma şiddetli ise zigomatik kemik eklem yerlerinden ayrılır yada kırılır. Zigomatik kemik kırıkları genellikle deplasmansız kırıklar, zigomatik ark kırıkları, rotasyon yapmamış gövde kırıkları, içe rotasyon yapmış kırıklar, orbital kenarın yukarı kayması ile karakterize kırklar ve çok parçalı kırıklar olmak üzere özellikler gösterir.

Klinik Belirtiler:
Hastanın hikayesinde, düşme, çarpma, yumruklaşma gibi travmalar vardır.Travmadan sonraki ilk saatlerde o bölgede gelişen ödem ve ekimoz nedeni ile kırık fark edilmez. İnspeksiyonda, göz kapakları, konjuktiva ve sklerada hemoraji, lateral kantal ligamanın deplasmanına bağlı olarak göz transvers aksının yukarı yada aşağı deviye olduğu görülür. Olayın olduğu tarafta epistaksis, ağız açmada güçlük ve ağrı vardır. Ayrıca alt göz kapağından başlayarak üst dudağa kadar uzanan bölgede anestezi olabilir. Yapılacak palpasyon ve bimanuel muayene ile kırığın yeri ve tipi hakkında bilgi edinilir. Çekilecek röntgen tetkikleri ile zigomatikofrontal, zigomatikomaksiller ve zigomatikotemporal sütür hatlarına dikkat edilerek bölge ortaya konulur.

Tedavi:
Yalnızca zigomatik ark kırığı söz konusu ise çeşitli eksternal redüksiyon yöntemleri vardır.Ancak zigomatik kemikte kırık varsa plak ve vidalar kullanılarak açık redüksiyon ve internal fiksasyon yöntemi uygulanmalıdır.

Burun Kırıkları
Yüzün en çıkıntılı bölümü olan burun yüz travmalarını izleyerek sıklıkla kırılır.Bilindiği gibi burun üst yarısını nazal kemikler oluşturur. Orta bölüm ve alt yarısı ise kartilaj çatı tarafından desteklenir. Özellikle burun gelişiminin tamamlandığı 18 yaşından küçüklerde geçirilmiş ufak travmalar önemli kırık yaratmamalarına karşın gelişimi olumsuz yönde etkileyerek ileride çeşitli burun deformasyonlarına yol açarlar. Bu nedenle rinoplasti ancak burun gelişimi tamamlandıktan sonra uygulanmalıdır. Çünkü cerrahi girişimlerde bir travmadır. Burun kırıkları çeşitli biçimlerde oluşmaktadır.

Klinik Belirtiler:
Hasta hikayesinde bir travma vardır. Travmadan sonra oluşan ödem ve hematom nedeni ile tanı oldukça güçtür. Ödemle birlikte periorbital ekimoz, subkonjuktival hemoraji genellikle bulunan belirtilerdir. Ayrıca hastalarda burun mukoza yırtıklarına bağlı olarak epistaksis ve göz çevresindeki dokularda amfizem gelişebilir. Çekilecek yüz yan grafisi ile tanı konur.

Tanı:
Burun içi temizlik yapıldıktan sonra özel Aufricht pensi ile kırık kemikler repoze edilir. Burun septumunda gelişebilecek hematoma engel olmak ve burun üstüne uygulanacak atele destek olmak üzere her iki burun deliğine tampon konulur. Burun kemiklerinin iyileşme süresi 7 gündür.

Orbita Tabanı Patlama KIRIĞIırığı (Blow Out Kırığı)
Orbita kemik çerçevesinden daha büyük bir obje göze çarparak penetrasyon yapmaksızın ani olarak intraorbital basıncın artmasına neden olursa orbita tabanında patlama kırığı oluşur. Genellikle göz bölgesine rastlayan tenis topu yada yumruk sonucu meydana gelir. Travma orbita kemik çerçevesinde kırık yaratmaksızın göz içi basıncını arttırdığında, orbita çukurunun en zayıf bölgesi olan taban kısmı patlar. Bu durumu deneysel olarak bir bardak su içindeki pinpon topu üzerine yapılan basınçla suyun taşınması biçiminde açıklanabilir. Böylece orbita içeriğinin bir kısmı bu maksiller sinüs içine aşağı doğru girer.

Tanı:
Hasta hikayesinde daha önce belirtildiği gibi bir travma vardır ve hastalar genellikle çift görmeden yakınırlar. Ayrıca hastalarda o taraf gözde yukarı aşağı göz küresinde hareketlerinde kısıtlama vardır ki buna vertikal diplopi adı verilir. Göz küresinin yana hareketleri genellikle normaldir. Göz küresi orta kısmından sklera ile konjuktivanın birleştiği hassas bir pensetle tutulup küre yukarı aşağı hareket ettirildiğinde kısıtlılık olduğu saptanır. Bu hareketsizlik ve diplopinin nedeni m.rektus inferiyorun ve bazen de inferior oblik kasın kırık hattına sıkışmasıdır. Ayrıca 3. kranial sinirden dal alan bu iki kas adı geçen sinirin zedelenmesi sonucunda görev yapamaz.

Hastalardaki ikinci önemli bulguda enoftalmidir. Enoftalminin oluş nedenleri şunlardır: Orbita tabanında oluşan defektin periorbital yağ dokusu maksiller sinüse prolabe olur ve bunun sonucunda enoftalmi gelişir. Yine travma sırasında orbital içerik arka kısma doğru itekler ve orada oluşan ufak kırığa m.rektus inferior kasının sıkışması sonucu göz küresi öne gelemez ve sonuçta enoftalmi oluşur. Yine orbita tabanının geniş kırıklarında kırık parçaların aşağı doğru kayması sonucunda orbital kavite genişleyerek enoftalmi nedeni olur. Travmadan sonraki geç dönemde periorbital yağ dokusunun atrofisi de enoftalmiye yol açabilir.

Hastalarda, infraorbital sinirin yaralanmasına bağlı olarak alt göz kapağından başlayarak dudak üst bölümüne kadar uzanan anestezi yada hipostezi görülebilir. Waters ve Cadwell grafileri tanıya yardımcıdır.

Tedavi:
Cerrahidir. Orbita tabanı kot graftleri gibi otojen yada çeşitli alloplastik maddelerle yeniden onarılır.